Şu An ForumumuzdaŞu An Forumumuzda

    Şu an 14 kullanıcı online. 0 Üye ve 14 Misafir Bulunmaktadır.

    Kul İhvanÎ sohbet-İ sahh

    http://www.muhammedinur.com/forum/vi...php?f=4&t=7876



    Tek Dava, Tek Dâvet, Tek Dua ve İKİlik-Şeytanlık Denâeti..

    Tek DAVACı, DAVAsı için Âlemleri VAR eden ALLAH celle celâlihu:
    “Lâ İlâhe İllâ ALLAH MUHAMEDe’r- Resûlullah”
    Tek Dâvetçi, Âlemlere rAHMET OL-AN ve Silm AKILlar için; Tebliğ-Tenzir-Tebşir ve Teşhid İrsalcisi Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem..
    Tek Duacı, ALLAH celle celâlihunun SÖZünü Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellemin SESinden DUY-AN ve UY-AN Mü’minler..
    Bunun dışında kalan AKILlar, ÇOKluk ve YOKluk batağında boğulup da, TEKlik TEVHİDini BİLip-BULup-OLup Yaşama SEVİYEsine kavuşamamış olanlar ise DENAET-ALÇAKLIK Ehlidirler..

    Tek Noktadan-Nur-u MİMden, Akl-ı Küll Habli’l Veridden, İlk ve Tek Çenberden,
    Külli NOKTyı-Akılları, Nurundan var eden Her Şeye ÖZünün ÖZÜnden de YAKÎN OL-AN El RABB celle celâlihu :
    Nakil- Ruh- Rabbülâlemin celle celâlihu..
    Vekil-Kalb- Rahmetenlilâlemin sallallahu aleyhi vesellem
    Akıl-Nefs-Esma
    Şekil-Eşya-Sese kadar HÜKM ü EMRini BUYURmakta ve DUYurmaktadır.
    Hakikat-ı MUHAMMEDiyyesine Ulaşan NEFSler İslah ve İflah OL-ANlardır.
    SÖZü, ÖZün Özünden; SESi, Sahibinin Nefesinden DUYup-UYmak için ise:


    فَاعْلَمْ أَنَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَاسْتَغْفِرْ لِذَنبِكَ وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مُتَقَلَّبَكُمْ وَمَثْوَاكُمْ
    ---“Fa’lem ennehu lâ ilâhe illâllâhu vestagfir li zenbike ve lil mu’minîne vel mu’minât (mû’minâti), vallâ hu ya’lemu mutekallebekum ve mesvâkum : Şimdi (Ey Rasûlüm): Şunu bil ki, Allah’dan başka hiç bir ilâh yoktur. Bir de kendi günahına ve mümin erkeklerle mümin kadınlara mağfiret dile. Allah (dünyada) dolaştığınız yeri de bilir, (ahirette) duracağınız yeri de...” (Muhammed 47/19)

    مُّحَمَّدٌ رَّسُولُ اللَّهِ …
    ---“Muhammedun resûlullâh(resûlullâhi)…: MUHAMMED (s.a.v.) Allah’ın peygamberidir..” (Fetih 48/29)

    Küllî ŞEYin-Kâinâtın-İnsanın-AKLın Yaratılma maksadı-gayesi olarak Kelâmullahta açıkça buyurulan TEVHİD DAVASInı;

    … وَقَالُواْ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ
    ---“... ve kâlû semi’nâ ve ata’nâ gufrâneke rabbenâ ve ileykel masîr(masîru).” (Bakara 2/285)

    Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellemden HÜKMünce DUYup UYanlar Hizbullah HAK ve HAYRında Yaşayıp ALLAH celle celâlihu nun TEVHİD Şâhidi OLdular.

    لَا تَجِدُ قَوْمًا يُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ يُوَادُّونَ مَنْ حَادَّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَلَوْ كَانُوا آبَاءهُمْ أَوْ أَبْنَاءهُمْ أَوْ إِخْوَانَهُمْ أَوْ عَشِيرَتَهُمْ أُوْلَئِكَ كَتَبَ فِي قُلُوبِهِمُ الْإِيمَانَ وَأَيَّدَهُم بِرُوحٍ مِّنْهُ وَيُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ أُوْلَئِكَ حِزْبُ اللَّهِ أَلَا إِنَّ حِزْبَ اللَّهِ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
    ---“Lâ tecidu kavmen yû’munûne billâhi vel yevmil âhîri yuvâddûne men hâddallâhe ve resûlehu ve lev kânû âbâehum ve ebnâehum ve ihvânehum ev aşîretehum, ulâike ketebe fî kulûbihimul îmâne ve eyyedehum bi rûhin minh(minhu), ve yudhıluhum cennâtin tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ, radıyallâhu anhum ve radû anh(anhu), ulâike HİZBULLÂH (hizbullâhi), e lâ inne hizbullâhi humul muflihûn(muflihûne) : Allah'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir kavim (topluluk) bulamazsın ki, Allah'a ve elçisine başkaldıran kimselerle bir sevgi (ve dostluk) bağı kurmuş olsunlar; bunlar, ister babaları, ister çocukları, ister kardeşleri, isterse kendi aşiretleri (soyları) olsun. Onlar, öyle kimselerdir ki, (Allah) kalblerine imanı yazmış ve onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır; orada süresiz olarak kalacaklardır. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah'ın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz Allah'ın fırkası olanlar, felah (umutlarını gerçekleştirip kurtuluş) bulanların ta kendileridir.” (Mucâdele 58/22)

    Küllî ŞEYin-Kâinâtın-İnsanın-AKLın Yaratılma maksadı-gayesi olarak Kelâmullahta açıkça buyurulan TEVHİD DAVASInı;

    … قَالُواْ سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا وَأُشْرِبُواْ فِي قُلُوبِهِمُ الْعِجْلَ بِكُفْرِهِمْ قُلْ بِئْسَمَا يَأْمُرُكُمْ بِهِ إِيمَانُكُمْ إِن كُنتُمْ مُّؤْمِنِينَ
    ---“... kâlû semi’nâ ve aseynâ ve uşribû fî kulûbihimul icle bi kufrihim kul bi’se mâ ye’murukum bihî îmânukum in kuntum mu’minîn(mu’minîne) : ... Onlar: “-Kulağımızla işittik, kalbimizle isyan ettik.” demişlerdi. Çünkü küfürleri sebebiyle kalblerine buzağı sevgisi sinmişti. Habibim, onlara şöyle de: “Eğer siz mümin olsanız, imanınız size buzağıya tapın ve Kur’an’ı inkâr edin diye” çirkin şeyleri emretmezdi.” (Bakara 2/285)

    Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellemden HÜKMünü DUYup da İSYAN edip-UYmayanlar Hizbuşşeytan BÂTIL ve ŞERRinde Yaşayıp Kendi Ham AKIL İkilik Şeytanlığının sahtekâr Şâhidi OLdular:

    اسْتَحْوَذَ عَلَيْهِمُ الشَّيْطَانُ فَأَنسَاهُمْ ذِكْرَ اللَّهِ أُوْلَئِكَ حِزْبُ الشَّيْطَانِ أَلَا إِنَّ حِزْبَ الشَّيْطَانِ هُمُ الْخَاسِرُونَ
    ---“İstahveze aleyhimuş şeytânu fe ensâhum zikrallâh(zikrallâhi), ulâike hizbuş şeytân(şeytâni), elâ inne hizbeşşeytâni humul hâsirûn(hâsirûne) : Şeytan onları sarıp kuşatmıştır; böylelikle onlara Allah'ın zikrini unutturmuştur. İşte onlar, şeytanın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz şeytanın fırkası, hüsrana uğrayanların ta kendileridir.” (Mucâdele 58/19)

    Tek Noktadan-Nur-u MİMden, Akl-ı Küll Habli’l Veridden, İlk ve Tek Çenberden,
    Külli NOKTyı-Akılları, Nurundan var eden Her Şeye ÖZünün ÖZÜnden de YAKÎN OL-AN ALLAH celle celâlihu :
    Nakil- Ruh- Rabbülâlemin celle celâlihu..
    Vekil-Kalb- Rahmetenlilâlemin sallallahu aleyhi vesellem
    Akıl-Nefs-Esma, ben, sen, o..
    Şekil-Eşya-Beden-Ses’e kadar HÜKM ü EMRini BUYURmakta ve DUYurmaktadır..

    Kur’ân-ı Kerîm gösterir ki, akdesteki yakın akraba Rabbul âleminin masiva’daki bütün varlığa akıl adına hitabında;

    ALLAHu Zu’l- Celâl,
    Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem
    Şeytan ve
    dördüncü olarak da İnsan var.
    Bu söylediğim şey iyi düşünülmesi gereken bir husustur.

    Kur’ân –ı Kerim de, Şeytan için “adüvvün mubîn” açık seçik düşmanınızdır buyruluyor ve bizim düşmanımız olduğu açıkça bildiriliyor, İKİLİK-İKİ ŞEYlik-ŞEYTANlık ana sorununuzdur ana probleminizdir.
    TEVHİD TEKLİK SEVİYElenmesi ise emredilendir,
    İkiliği seviyeleyip “Lâ ilâhe illâ ALLAH Muhammeder Rasûlullah” demektir.
    Bunu kime buyuruyor ALLAHu Zu’l- Celâl ?
    Dördüncü sıradaki en alt sıradaki AKLa buyuruyor.
    Akıl, ham akıl ya da akıllanmamış akıl, Rabbul Âlemine baktığı zaman ilk gördüğü nedir?
    Şeytanıdır. AKLındaki İkiliktir yani.
    Emredilen nedir?
    “İkiliği kaldır da Beni gör. Kendini bil Beni bil!”


    --- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Men arefe nefsehu fekad arefe Rabbehu : Kim nefsini bilirse kesinlikle Rabb’ini de bilir. ” buyurmuştur.
    (Aclunî, Keşfü’l-Hâfâ II/343 (2532)

    Kendini nasıl bilir insan?
    Bu “İKİ” lik şeytanını “TEK” lik haline RESÛLÎ SEViyede getirirse,
    TEVHİD haline getirirse yapar.
    İnsan, Rabbul âleminin SÖZünu Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem in SESinden duymak istiyor.
    Bir engeli var o da iki kulağı. İkilik kulakları.
    İkilik gözü, ikilik burnu, ikilik hayatı, engeli.
    İşte bunu nasıl düzeltecek?
    Nasıl seviyeleyecek, nasıl tekleyecek, nasıl birleyecek?
    Tüm ana problem bu.
    “Adüvvün mubin” olarak bildirilen şeytan, insan oğluna;


    كَمَثَلِ الشَّيْطَانِ إِذْ قَالَ لِلْإِنسَانِ اكْفُرْ فَلَمَّا كَفَرَ قَالَ إِنِّي بَرِيءٌ مِّنكَ إِنِّي أَخَافُ اللَّهَ رَبَّ الْعَالَمِينَ
    ---“Ke meseliş şeytâni iz kâle lil insânikfur, fe lemmâ kefere kâle innî berîun minke innî ehâfullâhe rabbel âlemîn(âlemîne) : Şeytanın durumu gibi; çünkü insana "İnkâr et" dedi, inkâr edince de: "Gerçek şu ki, ben senden uzağım. Doğrusu ben, alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım" dedi.” (Haşr 59/16)

    Burada bir de sebe sûresinde bir âyet var Şeytan-İblis davasında haklı çıktı diye ona da bakmak lâzım:

    وَلَقَدْ صَدَّقَ عَلَيْهِمْ إِبْلِيسُ ظَنَّهُ فَاتَّبَعُوهُ إِلَّا فَرِيقًا مِّنَ الْمُؤْمِنِينَ
    ---“Ve lekad saddaka aleyhim iblîsu zannehu fettebeûhu illâ ferîkan minel mûminîn(mûminîne) : Gerçekten İblis, insanlar aleyhindeki, (muhakkak onları azdıracağım) vaadini yerine getirdi. Onun için, müminlerden ibaret bir fırkadan başkası, İblis’e tâbi oldular.” (Sebe 34/20)

    Yukarıda neden şeytanı insanın önüne aldığımı söylemek için söylüyorum.
    ALLAHu Zu’l- Celâl, hayyul kayyum, vâcibu’l- vücud olarak ALLAHu Zu’l- Celâl, ve ALLAHu Zu’l- Celâl in Rasûlullah(sav)’ı ve en uçta bir insan ve arada bir ŞEYTAN İKİLİĞİ var.
    İnsanın tek yapması gereken bu ikiliği, tekliğe çevirmek.
    Şeytanını öldürmek değil müslüman etmek.


    ---Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Benim Şeytanım Allahımın yardımıyla Müslüman oldu!” buyurmakta. “Öldürdüm, yok ettim!” buyurmamakta..

    ---Rasûlullah sallallahu aleyhi vessellem: "Sizden her birinizin bir şeytanı vardır. Evet, benim de şeytanım var, fakat Allah-u Teâlâ bana yardım etti ve şeytanım müslüman oldu, bana yalnız iyiliği emr eder!" buyurdu.
    (İbn-i Mes'ud’dan; Müslim)

    AKLın Kulluk İmtihanı gereği Fıtrında-yaratılışında Ana Kartında yüklü OL-AN İKİLİK-İKİ ŞEYlik-Şeytanlığını, Silm etmek ve selâmete ulaştırmak, önündeki ikiliği ki bu aslında kendi ikiliğidir İSLAM-Müslüman etmek!..
    Tevhiddeki Gizli Şirk, kendi iki şeyliğidir ve kendini-Nefsini BİL-mezliğidir, onun için bunun çok iyi belirlenmesi bakımından “aduvvun mubîn” diyorum.


    وَلَا يَصُدَّنَّكُمُ الشَّيْطَانُ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ
    ---“Ve lâ yasuddennekumuş şeytân (şeytânu), innehu lekum aduvvun mubîn (mubînun) : Sakın şeytan sizi yoldan çevirmesin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır.” (Zuhrûf 43/62)

    Ana düşmanın, beyan ve bina edilen “aduvvun mubîn” düşman olduğunu, tek düşmanının ikilik olduğunu bilince ANlarızki:
    Bütün İslam Dinimizn ÖZünün ve ÖZETinin sadece TEVHİD olduğunu, bu dinin “Lâ ilâhe illâ ALLAH” tan ibaret olduğunu,
    “Lâ ilâhe illâ ALLAH” diyenlerin ancak cennete girebileceğini;


    ---Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Allah'tan başka ilah olmadığına Allah'ın bir ve ortağı olmadığına ve Muhammed'in Onun kulu ve Resulü olduğuna, keza Cennet ve Cehennemin hak olduğuna şehadet ederse, Allahü teâlâ onu Cennetine koyar.” Buyurdu.
    (Buhari, Müslim, Tirmizi)

    Kur’ân-ı Kerîmimizin özü ve özeti sadece: “Lâ ilâhe illâ ALLAH” tır.
    Tüm bunların temelindeki Ana Emir ise: “Şeytanını müslüman et!”
    Şeytanın vasıflarını sayarken, nasıl bir düzen kurulduğunu, ALLAHu Zu’l- Celâl in Kulluk İmtihanı Kağıdında-HAYYatta, sayısız AKLı çeldiriciler ve AKLa yardımcılar yarattığını, çeldiriciler ve yardımcıların atbaşı gittiğini, insana bu hayatta cüz’i akıl ve cüz’i iradenin kabı kadarınca-kaderince, kapasitesi kadar, kaldırabileceği kadar, yapabileceği kadar verildiği :


    لاَ يُكَلِّفُ اللّهُ نَفْسًا إِلاَّ وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلاَ تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلاَ تُحَمِّلْنَا مَا لاَ طَاقَةَ لَنَا بِهِ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ
    ---“Lâ yukellifullâhu nefsen illâ vus’ahâ lehâ mâ kesebet ve aleyhâ mektesebet rabbenâ lâ tuâhıznâ in nesînâ ev ahta’nâ, rabbenâ ve lâ tahmil aleynâ ısran kemâ hameltehu alellezîne min kablinâ, rabbenâ ve lâ tuhammilnâ mâ lâ tâkate lenâ bih(bihî), va’fu annâ, vagfir lenâ, verhamnâ, ente mevlânâ fensurnâ alel kavmil kâfirîn(kâfirîne): Allah, hiç kimseye güç yetireceğinden başkasını yüklemez. (Kişinin nefsinin) Kazandığı lehine, kazandırdıkları aleyhinedir. "Rabbimiz, unuttuklarımızdan veya yanıldıklarımızdan dolayı bizi sorumlu tutma. Rabbimiz, bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Rabbimiz, kendisine güç yetiremeyeceğimiz şeyi bize taşıtma. Bizi affet. Bizi bağışla. Bizi esirge, Sen bizim mevlamızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et." (Bakara 2/286)

    Hiç bir nefse, vus’ahâ sının üzerinde bir yük, taşıyabileceğinden fazla bir yük yüklenmemiştir.
    Herkes kabı kadar, aklı kadar alacak ve neticeyi bulacak şekilde yaratılmıştır.
    Bütün çemberlerin üzerindeki noktaların, ayni merkez etrafında dönmeleri ve ve yarıçapları kadar uzak durmaları gibi:
    Yarıçapları, yerleri-kaderleri yönleri-kadarları değisiktir, fakat netice olarak rahmetenlilâlemini BİLip-BULacak ve böylece BİZ lik içinde Rabbul âlemin Hükmünde Olup YAŞAyacak bir şekilde ana dizaynda proğramlandığı, ve böyle yaratıldığı açık seçik ortada gözükmektedir...

    İnşallahu Rahman, her insan kendini bilir!
    Bilmesi gerekir derken, kendi NEFS-AKLınndaki ikiliği bilmesi gerekir.
    Yani Somut-Elle tutulan-gözle görülen, ortada bir dağ gibi taş gibi duran bir varlık olarak, bir yaratık olarak yani bir zâhir ve bâtın olan bir varlık olarak değil,
    Sadece bâtında Soyutta, bir bâtın engeli, kapatan bir engel olan bir İKİLİK-Şeytanlık Mefhumu var.
    İşte bu mefhumun, ana özelliği olarak “aduvvun mubîn”..
    Ve biliyoruz ki: “Bana kulluk et bana!.” Buyruğu var.

    .
    أَلَمْ أَعْهَدْ إِلَيْكُمْ يَا بَنِي آدَمَ أَن لَّا تَعْبُدُوا الشَّيْطَانَ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ
    ---“E lem a’had ileykum yâ benî âdeme en lâ ta’budûş şeytân(şeytâne), innehu lekum aduvvun mubîn(mubinun) : "Ey Âdem oğulları, ben size and vermedim mi: Şeytâna tapmayın o sizin apaçık düşmanınızdır.” (Yâ Sîn 36/60)

    وَأَنْ اعْبُدُونِي هَذَا صِرَاطٌ مُّسْتَقِيمٌ
    ---“Ve eni’budûnî, hâzâ sırâtun mustekîm(mustekîmun) : "Bana kulluk edin, doğru yol budur." (Yâ Sîn 36/61)

    وَلَقَدْ أَضَلَّ مِنكُمْ جِبِلًّا كَثِيرًا أَفَلَمْ تَكُونُوا تَعْقِلُونَ
    ---“Ve lekad edalle minkum cibillen kesîrâ(kesîran), e fe lem tekûnû ta’kılûn(ta’kılûne) : Andolsun o, sizden birçok insan neslini saptırmıştı. Yine de aklınızı kullanmıyor muydunuz?” (Yâ Sîn 36/62)

    “İşte dosdoğru yol budur” diye bildirmedik mi, “seninle bir ahd etmedik mi şeytana tapma!” diye, “ikiliğe tapma ikiliği ilâh edinme!” diye.
    Bir kural koymadım mı?
    Neden sen bu ikiliği kaldırmadın ortadan?
    Çok ana hatlarıyla net olarak bildiriyor onun “aduvvun mubîn” olduğunu, senin zürriyetinden cibilliyetinden pek çok kişiyi yolundan koydu, emri duydurmadı ve uydurmadı ve Hizbusşeytan içinde kaldılar, ikilik hizbi içinde boğulup gittiler :
    Hizib, BİLE-lik Hakikatine Sahib çıkarsan o YOLun neticesine varırsın, zehebe yürümek gitmek demektir.
    Hizb halinde ikilik yolu üzerinde yürüdüğü için, ikilik dalaletinde kalır, tekliğin selâmetini bulamaz, bu öyle bir şeytan ki korkunç bir felâket gibi gözükmekte!.
    Bu öyle bir mefhum ki Hükmü Saltanatı sadece ve sadece Euzu Besmeleyi Sıdk ve İhlasla çekene kadar sürer:



    Eûzu billâhi mineş-şeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm: Recm edilmiş, Kovulmuş Şeytan'ın şerrinden Allah'a sığınırım. Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adı ile...

    Euzu Besmele Beden-Dil, Nefs-Akıl, Kalb-Gönül ve Ruh-Hakk ile çekilince Şeytanlığın kendisinin bir yetkisi saltanatı, saltası, yetksi-etkisi, gücü kuvveti asla yoktur!


    إِنَّ عِبَادِي لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَانٌ إِلاَّ مَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْغَاوِينَ
    ---“İnne ıbâdî leyse leke aleyhim sultânun illâ menittebeake minel gâvîn(gâvîne) : Şüphesiz ki, kullarımın üzerinde senin hiçbir sultan yoktur; ancak şaşkın azgınlardan senin peşine takılanlar müstesna.” (Hicr 15/42)

    Çünkü BİZe böyle “aduvvun mubîn” gösterilen şeytan, bizi yoldan saptırdıktan sonra kendisi bir varlık olarak Allah’a karşı meydan okuyan bir varlık değildir.
    “Ben Rabbul âleminden korkarım!” diyen bir yaratıktır,
    Onu, Allah’a meydan okuyan bir kabadayı gibi görmeyelim, ne diyor Kelâmullahta:

    ---“İnnî ehâfullâhe rabbel âlemîn(âlemîne):... Doğrusu ben, alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım" (Haşr 59/16)

    Ancak asla unutmamalıyız ki bu çetrefilli hayatta İKİlik SEViyelemesi-Kulluk İmtihanı kolay değildir ve çok NEFSler kaybeder Tevhidi Şehadeti!..

    وَلَقَدْ صَدَّقَ عَلَيْهِمْ إِبْلِيسُ ظَنَّهُ فَاتَّبَعُوهُ إِلَّا فَرِيقًا مِّنَ الْمُؤْمِنِينَ
    ---“Ve lekad saddaka aleyhim iblîsu zannehu fettebeûhu illâ ferîkan minel mûminîn(mûminîne) : Gerçekten İblis, insanlar aleyhindeki, (muhakkak onları azdıracağım) vaadini yerine getirdi. Onun için, müminlerden ibaret bir fırkadan başkası, İblis’e tâbi oldular.” (Sebe 34/20)

    Velekad Saddaka: And olsun ki doğruladı, sadık çıktı.
    Aleyhim: Onların aleyhlerinde söylediği şeylerde, insanların aleyhinde söylerde andolsun ki sadık çıktı, İblis sadık çıktı.
    Zannehu: Zannında.
    Fettebeuhu: ona tabi oldular.
    Demişti ki:“Bana tabi olacaklar, öyle zannediyorum! demişti. Ama, İblis burada ne yapmakta buna dikkat etmek gerekir.
    Şeytan olarak bile gözükmüyor ikilik olarak gözükmüyor.
    İkilik olduğu halde üzerine bâtıl ve şerr ken, hayır ve hakk elbisesi giydirdiği için insanları kandırıyor zâten, İşte bu kandırma zannında sadık çıktı. Ona uydular.

    İllâ ferîkan minel mûminîn: ancak ve ancak bir firka ki mutmain olanlardan bir firka hariç olmak üzere, kim bunlar dikkat etmek lâzım. Bak bunlara dikkat et, insanlardan demiyor, mutmainlerden diyor.
    Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem in Fırka-yı Nâciyesi târif edilmekte.


    ---Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Yahudiler yetmiş bir, Hıristiyanlar yetmiş iki fırkaya bölündüler. Benim ümmetim ise yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Bunların biri dışında hepsi ateşte olacaktır. Kurtulan (Fırka-i Naciye) ise biri olacaktır; o da benim ve ashabımın yolundan gidenlerdir.” buyurdu.

    (Tirmizi, İman,18; İbnu Mace, Fiten, 17; Ebu Davud, Sünne, 1)

    Muhammedi MuHABBetlerimle..
    Bu makalenin devamı ve orjinalı forumdadır Kul İhvanÎ sohbet-İ sahh started by Gariban Check out original post: Click here

    Google Arama

    %u00D6zel Arama

    MuhaMMedi Kul

    Forum Favorilere Ekle Giris Sayfasi Yap Yonetimle irtibat Yardim

    Kardeş Sitelerimiz

    Uzerine Tikla

    Muhammedinur Eng

    Uzerine Tikla

    Facebook Bağlantılarımız

    Uzerine Tikla
    Uzerine Tikla

    Namaz Vakitleri

Review www.muhammedikul.com on alexa.com
SEO Stats powered by MyPagerank.Net
TOPlist