Şu An ForumumuzdaŞu An Forumumuzda

    Şu an 11 kullanıcı online. 0 Üye ve 11 Misafir Bulunmaktadır.

    Kasîde-i bürde

    İMAM (BUSAYRÎ) BÛSÎRÎ

    http://www.muhammedinur.com/Imam-i_B...3%AE-AD46.html
    Hayatı:

    Doğumu :1212
    Ölümü : 1296
    Mısır'da, on üçüncü yüzyılda yaşamış ve İslâm dünyasının ünlü şairlerinden birisi olarak şöhrete kavuşmuştur.
    Peygamber Efendimiz SALLallahu aleyhi ve SELLem hakkında yazdığı şiirleri, "Kasîde-i Bürde" adlı eseri ve İmam Bûsîrî (Busayrî) ünvanıyla tanınıp meşhur olmuştur.
    Asıl adı Muhammed'tir.
    Babasının memleketine nispetle Bûsîrî,
    Annesi tarafından Delasî nispetiyle anılırken,
    Bazen de bu ikisini de barındıran Delasîrî nispesini kullanmıştır.
    Ömrü yokluk ve sıkıntılar içinde geçmiştir.
    Dürüstlüğü ve hakkaniyet noktasındaki aşırı titizliği, çalıştığı yerlerde uzun süre kalamamasına sebep olmuş,
    İş arkadaşlarının yolsuzluğu sürekli kendisini rahatsız etmiştir.

    Künyesi, Ebu Abdullah Şerefüddin Muhammed bin Said bin Hammad bin Muhsin el-Bûsîrî şeklindedir.
    Muhammed 1212 yılında Mısır'da doğdu.
    Ailesi Fas kökenli Berberî'lere dayanmaktadır.
    Ailesinin Delas'a yerleşmesi üzerine çocukluğu ve gençliği burada geçti.
    Nerede ve hangi eğitimi aldığına dair yeterli kayıt mevcut değildir.
    Çocukluğundan itibaren Kur'ân eğitimi aldığı ve Kur'ân-ı Kerim'i ezberlediği bilinmektedir.
    Daha sonraki dönemde Kahire'ye giderek eğitimini devam ettirdi.
    Şeyh Abdüzzahir Mescidi'nde, İslâm ilimleriyle birlikte dil ve edebiyat derslerini de aldı.
    Daha çok siyer ve hadis ilimlerine ilgi duyarak bu alanlarda yoğunlaştı.
    Muhammed, eğitimini devam ettirip belli bir bilgi birikimine ulaşırken, semavi kitaplardan olan Tevrat ve İncil'i inceledi.

    Bu arada, Hıristiyan ve Yahudilere karşı reddiyeler yazmaya başladı.
    Genel ahlâkı ve kamu düzenini koruma faaliyetlerini yürüten,
    İslâm devletlerinde genel ahlâk, kamu düzenini koruma ve denetleme görevlerini yerine getirmek maksadıyla teşkil edilmiş bulunan "Hisbe" teşkilatında görev alması teklif edildi, ancak kendisi bu görevi kabul etmedi.
    Bir ara devlet hizmetinde bulunan Muhammed, zamanın veziri Zeyneddin bin Yakub'un yanında çalıştıysa da bu görevi kısa sürdü ve bir süre sonra bu işten ayrıldı.
    Daha sonra Bilbis Kasabasında maliye, katiplik ve muhasiplik görevlerinde bulundu.
    Bilbis'teki yaşantısı ve görevi de fazla uzun sürmedi.
    Buradan da Kahire'ye geçti ve burada çalışmalarını sürdürdü.
    Bu arada, çocuklara Kur'ân-ı Kerim dersleri verip hafız yetiştirmek maksadıyla bir mektep açtı.
    Ancak, umduğu ilgiyi görmediğinden bunu devam ettiremedi ve kapattı.
    Muhammed, Kahire'den ayrıldıktan sonra El-Mahalle Şehrine gitti.
    Burada kendisine devlet tarafından maaş bağlandı.
    Ancak, kendisine tahsis edilen maaşı vermekle görevli Hıristiyan memurların kasten ödemeyi geciktirmelerine sert tepki gösterdi ve şiirlerinde bunları hicvetti.
    Burada sebebi kesin olarak bilinmeyen bir kaza geçirdi ve bacağı kırıldı.

    Şazeli Tarikatı'na intisap eden Muhammed, şeyhinin vefatı üzerine bir mersiye kaleme aldı. Şeyhinin, zamanın imam ve kutbu olduğunu yazdı.
    İmam-ı Muhammed bin Said Busayri sofiyye-i aliyyenin büyüklerindendir.
    Şazili olan Ebul-Abbasi Mürsi’nin yetiştirdiği Evliyadandır.
    Ebül-Abbasi Mürsi de, Ebül-Hasen-i Şazili’nin talebesidir.

    Yazdığı eserlerin büyük bir kısmını manzum şekilde kaleme alan Muhammed Şerefüddin, yine bunların çoğunda Peygamber Efendimiz SALLallahu aleyhi ve SELLem hakkında yazdığı kasîdelere yer verdi.
    Kaleme aldığı şiirlerinin, özellikle üslup bakımından sağlam ve lirik olması, asırlarca okunmasında etkili oldu.
    Dilden dile dolaşan şiirleri ve kasîdeleri bir çok eserde kendine yer buldu.

    Risâle-i Nur'da da, ünlü eseri Kasîde-i Bürde'den alıntı yapılarak ismi zikredildi.
    İsmi zikredilirken, "Hakim-i Busayrî" (Muhakemat, 1999, s. 92) ve "İmam-ı Busayrî" (Mektubat, 1997, s.156) şeklinde ifade edildi.
    Kelâm ve üslûp arasındaki ilişkiyi izah eden ve bunların insanlar üzerindeki etkilerinden söz ederek açıklamalarda bulunan Bediüzzaman Hazretleri, Muhammed Bûsîrî'nin:
    "Haramla dolmuş olan gözlerinden göz yaşı akıt ve pişmanlık perhizine sarıl"
    (Muhakemat, s. 92) beytine atıf yaparak izahlarına devam etmiştir.
    Peygamber Efendimize SALLallahu aleyhi ve SELLem biat ve hizmet etmek için memleketinden hicret edip gelen kadın sahabenin biricik oğlu vefat etmiş ve bunun üzerine:
    "… Benim hayatımda istirahatımı temin edecek tek evlâtcığımı, o Resûlün hürmetine bağışla!" duâ ve yalvarışında bulunmuştu.
    Söz konusu duâdan sonra, Peygamber Efendimizin hürmetine, kadının oğlunun dirilmesi olayını hatırlatan Bediüzzaman Hazretleri, bu hadise ile ilgili olarak da şairin:
    "Eğer alâmetleri, onun kadrine muvafık derecesinde azametini ve makbuliyetini gösterse idiler, değil yeni ölmüşler, belki onun ismiyle çürümüş kemikler de ihya edilebilirdi"
    (Mektubat, s. 156) beytini aktarmıştır.

    Muhammed Bûsîrî'nin ömrü sıkıntılar içinde geçti.
    Evlendikten sonra çocuklarının çok ve hanımının da geçimsiz olması, sıkıntılarını arttırdı.
    Diğer taraftan iş arkadaşlarının da düzgün çalışmamaları ve yolsuzluklarda bulunmaları, kendisini sürekli huzursuz etti.
    Kendisinin sağlam kişiliği, hakkaniyet söz konusu olunca çok titiz davranması, çalıştığı yerlerde uzun süre çalışmasına pek imkân vermemekteydi.

    Ömrünün sonlarına doğru kısmi felç geçirdi.
    Rivayetlere göre, Peygamber Efendimiz için yazdığı kasîde, şifa bulmasına vesile oldu. Hastalıktan kurtulup daha uzun bir süre ömür kendisine ihsan edildi.
    Seksen yılı aşkın yaşadıktan sonra 1296 yılında İskenderiye'de vefat etti.


    Eserleri :
    Şairin eserlerinin büyük bir ekseriyeti manzum olup, Peygamber Efendimiz SALLallahu aleyhi ve SELLem hakkında yazdığı kasîdelerden oluşmaktadır.
    Kasîdetü'l-Bürde en ünlü eseridir.
    Yüce Peygamber SALLallahu aleyhi ve SELLem’in samîmî bir aşıkı olan şair, bu eser ve kasîdeleriyle haklı bir şöhrete kavuşmuştur.
    Felçli durumundan, bu eserini yazdıktan sonra kurtulduğu nakledilmektedir.
    Eser, yüz altmış beyitten oluşan kasîdesi olup bir çok baskısı yapılmıştır.
    Arûz’un “müstef’ilün fâilün; müstef’ilün fâilün” vezni ile yazılan kasîdenin ilk beyti kendi arasında, sonraki beyitlerin ikinci mısraları birinci beyt ile kafiyelidir.

    Kasîdetü'l-Bürde'den sonra gelen önemli eseri Kasîdetü'l-Hemziyye'dir.
    Bu eseri de dört yüz elli beş beyitten oluşan bir kasîdedir.
    Kasîde müstakil ve başka eserlerle birlikte olmak üzere defalarca basılmıştır.

    Bûsîrî, hayatta iken kasîdelerini bir araya toplamamış, daha sonraki dönemde eserleri bir araya getirilmiştir.
    Bir kısım kasîdelerinin toplandığı eseri, Divanü'l-Bûsîrî adını taşımaktadır.
    Zuhrü'l-Me'ad fi Vezni Bânet Su'ad,
    El-Kasîdetü'l-Mudariyye,
    El-Muhrec ve'l-Merdûd'ale'n-Nasara ve'l-Yehûd, yazdığı eserlerinden bazılarıdır.
    Bu son eserini, Hıristiyanlık ve Yahudilik'e reddiye olarak yazmış, arada nesir tarzı ifadelere yer vermiş olmasından dolayı bu eser nazım-nesir halinde vücuda gelmiştir.
    Bunların dışında da şiir ve kasîdeleri kaleme almıştır.

    İmam-ı Muhammed bin Saîd Busayrî, sûfiyye-i âliyyenin büyüklerindendir.
    Şazelî olan Ebul-Abbasi Mürsî’nin yetiştirdiği evliyadandır.
    Ebül-Abbasi Mürsî de, Ebül-Hasen-i Şazelî’nin talebesidir.

    İmam Bûsîrî ‘nin kendisine felç hastalığı geldi.
    Bedeninin yarısı hareketsiz kaldı.
    Resûlullah SALLallahu aleyhi ve SELLem’e tevessül edip, insanların en üstününü öven meşhur kasîdesini hazırladı.
    ALLAHu Teâla'ın Resûlullah SALLallahu aleyhi ve SELLem'in hiç bir insanda bulunmayan yüce meziyet ve özelliklerini, ateşli bir ifâdeyle işleyip şefaat talebin*de bulundu.

    Rüyada Resûlullah SALLallahu aleyhi ve SELLem’e okudu.
    Çok hoşuna gidip arkasından mübarek hırkasını çıkarıp, imama giydirdi.
    Bedeninin felçli olan yerlerini mübarek eli ile sığadı.
    Uyanınca, bedeni sağlam idi.
    Hırka-i sâadet de arkasında idi.
    Bunun için, bu kasîdeye “Kasîde-i Bürde” denildi.
    Bürde: Hırka. Üstten giyilen libas, elbise, palto demektir.

    İmam-ı Busayri sevinerek, sabah namazına giderken, salah ve zühd ile meşhur Hak âşıkı Şeyh Ebûr'Recâ'ya rastladı.
    İmama, kasîdeni dinlemek isterim dedi.
    “Benim kasîdelerim çoktur. Hepsini herkes bilir!” dedi.
    “Kimsenin bilmediği bu gece Resûlullah SALLallahu aleyhi ve SELLem’e okuduğunu istiyorum” deyince,
    “Bunu hiç kimseye söylemedim. Nerden anladın?” dedi.
    Şeyh Ebûr'Recâ' da, imamın rüyasını, olduğu gibi haber verdi.
    Vezir Behaeddin bu kasîdeyi işitince, hepsini okutup, saygı ile ayakta dinledi.

    Kasîdetü'l-Bürde; Usulünce ve salih kişilerce hastalara okunduğunda iyi oldukları,
    Üzerine okunan yerlerin dertlerden, belâlardan emin oldukları tecrübelerle görülmüştür.
    Kaside-i Bürde'nin bilhassa felçli hastalara şi*fa olarak okunduğu meşhurdur.
    Elbette, faydalanmak için, inanmak ve hâlis niyet ile okumak lazımdır.
    Tertemiz bir kalb ve kabı ile birlikte bir de,
    Her beyit arasında Resûlullah SALLallahu aleyhi ve SELLem Efendimiz için şu salât ü selâmın okunması Hak Ehlince bildirilmiştir :

    مَوْلاَى صَلِّ وَ سَلِّمْ دَاءِماً أَبَداً
    عَلَى حَبِيبِكَ خَيْرِ الْخَلْقٍ كُلُّهُمْ

    Mevlâ salli ve sellim dâimen ebeden
    Alâ Habîbike’l-halkin küllühum..



    .
    Şerhleri :
    Kaside-i Bürde’nin bir kısmı Türkçe çoğu Arapça olmak üzere pek çok şerhleri açıklamaları yapılmış*tır, bunlardan bir kısmı:
    1- Şerhu Celâlü'd-dini'l- Mahallî (864 H.)
    2- Şerhu İbni's-Sâiğ (776 H.)
    3- Şerhu Şehâbi'd-din İbni'l-Ammâd (808 H.)
    4- Şerhu Alâü'd-dini'l-Bistamî (875 H.)
    5- Şerhu'ş-Şeyh Hâlidi'l-Ezherî. (905 H.)
    6- Şerh u Muhammed İbni Ahmedi'l-Merzûkî (881 H.)
    7- Şarhu'ş-Şeyh Zâde Muhyi'd-din. (949 H.)
    8 . Şerhu Yusufi'l - Bistâmî.
    9- Şerhu'I-Kastalânî. (923 H.) (Şârihu'l-Buhârî.)
    10- Şerhu Zekeriyye'l-Ensârî. (926 H.)
    11- Şerhu Yusuf İbni Ebi'l-Lutfi'l-Kuddüsî .
    12- Şerhu'l-Allâme Yaîş Muhammad Efendi.
    13- Şerhu Molla Ali. (1014 H.)
    14- Şerhu Muhammedi'l-Mısrî.
    15- Şerhu Molla Muhammed.
    16-- Şerhu Muhammed İbni Mustafa'l-Müdürnî.
    17- Şerh u Abdi'l-Hakkı İbni Abdi'l-Fettâh.
    18 - Şerhu Ömeri'l-Harbûdî.
    19 - Şerhu Muhammed Osmani'l-Mirğanî.
    20- Şerhu'l-Bâcûrî. (1286 H.)
    21- Şerhu Haseni'I-Adeviyyi'l-Hamzâvî. (1303 H.)
    Kaside-i Bürde, Hindçe, Farsça, Türkçe, Almanca, Fransızca, İngilizce dillerine de tercüme edilmiştir.



    Kasîde : (C.: Kasâid) Onbeş beyitten az olmamak üzere, her beyit kafiyeli olarak, büyük kimseleri veya herhangi bir şeyi medh ü senâ eden, öven manzume şekli. Büyük zatları ve daha çok Cenâb-ı Hakk'ı veya Peygamberi (A.S.M.) medheden manzume.
    Nispet : Münasebet, yakınlık, bağlılık, ölçü. * Rağmen. İnat olarak. İnat olsun diye.
    Semavî: Gökle alâkalı, semaya dair ve müteallik. * İnsan eseri olmayan, vahiyle gelmiş bulunan.
    Reddiye : Bir mes'ele hakkında zıt karşılık. Cevap. Beğenilmeyen bir şeye cevap vermek.
    Hisbe : Ecir, sevap. * İslâm hukukunda, devlet muhasebesi. Muhasebe dairesi. * Huk: Hisbe, daha sonraki çağlarda zabıta, çarşı zabıtası, ahlâk zabıtası gibi değişik müesseselerin adı oldu.
    Teşkilat : Tertipli ve düzenli çalışan birlik.
    Tahsis : (Husus. dan) Belli bir gaye için kullanmak. * Bir şey veya bir kimse için ayırmak. * Kredi. Tazminat.
    Hicv : (Hiciv) Birini şiir ile zemmetmek, onu gülünç hale koymak. Bu şekilde yazılan şiir veya manzume. * Alay etmek.
    Mersiye : Birisinin ölümü hakkında yazılan, teessürü anlatan manzume.
    Sofi : Ehl-i tasavvuf. Riyazet ve nefisle mücahede ile hakikate ermeğe çalışan. Tarikata mensub, mânevi kemâlât için çalışan.
    Şazelî : (Ebu Hasan Şazelî) Nureddin Ebu Hasan-ı Şazelî de denildiği gibi Ali bin Abdullah diye de anılmaktadır. Tunus'lu olup Şazeliye Tarikatı kurucusu olarak bilinir. Tasavvufî, ilmî bir çok eseri vardır. Tarikatının tekke ve zaviyesi yoktur. Hicri 654 yılında Mekke-i Mükerreme'ye giderken sahrada dâr-ı bekaya hicret etmiştir. (R. Aleyh)
    Muvafık : Uygun. Yerinde. Denk.
    Manzum : Ölçülü, mizanlı, tertibli. * Vezni ve kafiyesi olan söz. Edebi ölçüsü olan sözler. (Kaside ve şiirler gibi). * Dizilmiş, sıralanmış, düzenlenmiş.
    Tevessül : Allah'ın dergâhına yaklaştıracak amel işlemek. * Sarılmak. * Baş vurmak. * İnanmak. * Sebeb tutmak.
    Meziyet : (Meziyyet. C.) Meziyyetler. Üstünlük vasıfları.
    Şerh : Açma, genişletme. * Açıklama. Anlaşılanı anlatma. Bir yazı veya konuşmayı kolay anlaşılması için izah etme, tafsil etme. * Bir şeyi dilim dilim kesme. * Bollaştırma. * Bir müşkil ve mübhem makaleyi açıklama, keşif ve izhar etme. * Açıklanmış yazı, risale.
    Bu makalenin devamı ve orjinalı forumdadır Kasîde-i bürde started by nur-ye Check out original post: Click here

    Google Arama

    %u00D6zel Arama

    MuhaMMedi Kul

    Forum Favorilere Ekle Giris Sayfasi Yap Yonetimle irtibat Yardim

    Kardeş Sitelerimiz

    Uzerine Tikla

    Muhammedinur Eng

    Uzerine Tikla

    Facebook Bağlantılarımız

    Uzerine Tikla
    Uzerine Tikla

    Namaz Vakitleri

Review www.muhammedikul.com on alexa.com
SEO Stats powered by MyPagerank.Net
TOPlist